17° Parçalı bulutlu

Gerçeklerden Yaşamayı Unuttuk

Dünya - Ekim 20, 2021 1:27 am A A

(Benim mandala çalışmalarım)

Dünyaca içinde bulunduğumuz bu durum hepimizi derinden etkiledi. Coronaya yakalandık, yakalanacağız derken yakalandık, kimimiz hafif kimimiz çok şiddetli geçirdi. İlaç kullananlar, hastanede tedavi görenler, evde kendi kendine iyileşenler, hastalığa , ilaçlara direnemeyip aramızdan ayrılanlar… öyle ya da böyle korktuğumuz başımıza geldi. Daha dün gibiydi sanki, aramızda konuşuyorduk ” çok lanet bir hastalıkmış, nefes almakta zorlanıyormuşsun, eklemlerin kırık gibi sızlıyormuş, ölüm kadar zormuş. Tat koku kalmıyormuş”
Hala geçirmeyenler var. Adalete güveniyorum. bizim kanımız kırmızı da onların ki yeşil mi? Birde corona sonrası kalan hastalıklar var, şeker gibi, zatürre, depresyon ve ciddi derecede halsizlik. Hastalığı atlatıp benim gibi mirasıyla mücadele edenler az değil. Hamdolsun deyip kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama aklımızda deli sorular. Tekrar yakalanır mıyım? El cevap: evet. Nasıl yani aynı şeyleri yeniden mi yaşayacağım. İki yıldır maskeyi çenesinde taşıyan, covidi de sallamayan ben birdenbire vesveseli birine dönüştüm. Biliyorum virüsü yaşatmak ayrı dert, sonrası ayrı, normale dönmen uzun bir zaman. Psikolojiyi ve pır diye uçup giden dermanı download etmek. Güç, emek ve para. İster istemez o kötü senaryo kafanda dönüp duruyor. Beş altı aydır tip diyabet 2 hastasıymışım( bende kendimde başlıca değişiklikler gözlemlemiş teşhisi yüzde doksan koymuştum) doktorun ağzından duyunca hemencecik hastalığın moduna girdim. 279 olan şeker tahminim üzüntüden 300 ün üstüne çıktı. hazmetmem duruma el koymam verilen ilaca alışmam bir hafta sürdü. sonrasında onu yememeliyim, bu şekeri yükseltir falan falan. Araştırarak uygulayarak 168 e düşürdüm. Ama yaşadığım zorlu günleri anlatamam, anlatmak ta istemiyorum çok yıpratıcıydı. Neyse benim gibi aynı durumları yaşayanlar beni çok iyi anlar.
Hamdolsun bunu da atlattık dedik milletçe. Yaşamamız için beslenmemiz şart. Yemeden içmeden olmuyor. Bağışıklığı düşürmemek lazım. Gel gör ki her yer tıka basa yiyecek dolu ama el yakıyor. Hayır birde pahalı olup hormonsuz olsa, katkısız olsa içimiz yanmayacak. Numunelere dünya para veriyoruz, küçük bir poşete yüz lira ödüyoruz. Doğalgazı yakmaya korkar olduk havanın soğuduğu şu günlerde. Geçen sene ithal kömürün torbası 30 liraydı, bu sene 65. Bir koli yumurta 30 tl. Görüp te çoksadığın ne varsa şimdi iki katı. Külot değişir gibi etiket değişiyor market rafları. Zam, daha da zam olacak bu yıl, gelecek yıl… Hadi dedik az alır az yeriz nolcak israf olmaz hem. Sağlığımız yerinde olsun tek. Haber izlemeye korkar olduk. Asan, kesen, keyfe dehşet saçan, tecavüz, taciz, cahillik, gasp, psikopatlık…. Ama illa duyuyoruz, görüyoruz sosyal medyadan, birinden. kimseye güvenemez olduk. Pazarda kelepire mal satar gibi adam satıyoruz. Ha birde dağ gibi egomuz var. Benden gerisi ne halt yerse yesin. Kişisel gelişimi benliğimize çekip benden başkası önemli değil diyerek, saygı sevgi ve hoşgörüden uzaklaşıyoruz. önümüzde adam kesseler biz videosunu çekeriz.
Duyarlılığımız menfaate yönelik. Ölüyorum yaz yüz kişiye bir tane dönen olur, ‘ sakız dağıtıyorum ‘ de kapında biterler. (mübalağa etmiş olabilirim biraz 🙂
Dünya artık yaşanılacak bir yer değil diyoruz hep. oysa hep birlikte yaptık bunu hep birlikte çekiyoruz. biz yapmadıysak ta dedelerin işidir.
Bir yerlerde güzel işler, ameller, yardımlar da yapılıyor. o kadar da vahim değil durumumuz. Hem öyle olsa ne olacak. Olacak olan olur, gelecek olan gelir. ben artıkın kendime bakıyorum. yenilenme, yapılanma aşamasındayım. Önce kendimi tanıyayım, bileyim sonra diğerleri gelir. İlim almak, yaymak, vesile olmak en büyük hazine. Sünger gibi bir beynim olsa ne çok isterim. İşime yarayan her bilgiyi öğrendiğim an kadar diri ve taze kalsa. Bende başkalarına aynı heyecan ve aşkla aktarabilsem. İlmi öğrenmek hafızada tutmakla beraber o bilgiyi de hayatıma uygulamak istiyorum Yoksa sırtı kitap yüklü eşekten farkım ne? Bu temsillerde ki hayvanları tenzih ederim. Eşeğe ne kodlandıysa onu yapıyor garibim. Hiç isyan etmiş mi, iş ya da sahip seçmiş mi? Gücü yettiğince her yükün her koşumun altından kalkmış. Özür dilerim eşekcanlar 🙁 Anlatmak istediğimi anladınız siz. Hayatın tuvalet mutfak arası ve boş işlerle uğraşmaktan ibaret olmadığını öğrendikçe, öğrettikçe ve yaşadıkça anlıyor insan. Daha önceleri az kitap okurdum. Ondan önceleri daha çoktu. Şimdi ise kitap okumadığım gün azılı bir suçlu gibi hissediyorum. En büyük sevinç ise altını çizebileceğim cümlelerin çok olduğu kitaplar ve yeni bir kitaba başladığımda yeniden ve ilk defa açılan bir dünyanın kapısından içeri girmek. Çocuk gibi seviniyorum. Bende bıraktığı tat ise en güzel kısmı.
demem o ki okumak her şeyin başlangıcı. Düşünmeye sevk ediyor, araştırmaya, yeni bilgilere, yeni insanlara. Şifa buluyorsun öğrendiklerinde. Okuya okuya kendi tarzını da buluyorsun. Kıyas yapıyor ve en sevdiğin şair yazar düşünürü keşfediyorsun. Belki de en çok onu seviyorsun seni anladığı için. Ortak duygulara haiz olduğu için.
Meşgul etmezsem beynimi o beni meşgul edecek bir dolu zırvalık getiriyor önüme. Ya da kötü senaryolar yazıyor bilinçaltımın üstüne. Baktım hepcek kafayı yememize ramak kalmış yeni bir yöntem buldum. Başka bir dil öğrenmek hafızaya çok iyi geliyor. Alfabetik sırayla İngilizce çalışıyorum. Vesveselerim azaldı. kötü senaryolar, yakamı bırakmayan arsız geçmiş, henüz bitiremediğim işler, hepsi gitti arka bahçede hamakta sallanıyor. Sadece bu değil beni iyi hissettiren. Allah razı olsun hobilerim var. Ya bulmasalardı beni, onlarsız hayatım bomboş olurdu.
Sizlere tavsiyem bize verilen sürenin sonuna gelmemişken bırakın olmuşu bitmiş, geçmişi, falanın hayatını filanın son model arabasını. kendinizi tanıyın, dinleyin. Bakın ne diyor bu koca kız, koca oğlan. Kendinizi okuyun her şeyden önce. Günlük on dakika olsun düşünün’ ben aslında kimim, kime göre kimim neyim, kendimin eli mi canı ciğeri miyim’ Bir sorum ya, bir kez deneyin. Bakın iç yeriniz neler anlatıyor. Neleri özlemiş, nelerden mahrum kalmış’ Başkalarını çok dinlediniz, onların adına üzüldünüz, onların adına kızdınız, sevindiniz.. Artık biraz da kendi kalbinizi, ruhunuzu ve duygularınızı dinleyin. Kendi kul hakkınıza girmeyin…
Yaşamayı yeniden hatırlayın, her şeye ve herkese rağmen.

Cahide Sarıgül

Dünya - 1:27 am A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.